Çok Kişisel Değil, Biraz Kişisel

Posted by & filed under Kişisel.

Şimdi baktım 21 tane taslak yazı birikmiş. İçime sinmediği için yayınlamıyordum. Yarım yamalak da olsa hepsini yayınlayacağım.

Sürekli mesleki ve sorulan sorulara cevaben yazdığım yazılar bunalttı. Bildiğim kuş kadar şeyi paylaşmak için yazarken, yazmak işi bir anda göreve dönüşüveriyor. Can sıkıcı bir hal alabiliyor. Onun için bazen uzun aralar veriyorum galiba.

Sağda solda sürekli bir şeyler yazıyorum. Forumlarda, bloglarda, sitelerde, sosyal medyada vs. Özellikle soru-cevap formatı bana iyice zorlayıcı gelmeye başladı. Neyse buralara girdim mi sinirleniyorum. Manasız bir şekilde burada bırakayım bu konuyu.

Bir de artık bir kaç teknik konu yazmak istiyorum. Belki 1-2 tane yazarım. OpenCV ile ilgili bir şeyler olabilir. Zaten iş olarak uğraştığım, yeni başlamanın verdiği zorlayıcı öğrenme sürecini az da olsa aştığım elektronik konusunda bir de yazı yazmak istemiyorum galiba. Zaten boğazıma kadar kod ve elektroniğin içindeyim. Günde 15 saat onunla ilgili bir şeyler yapıyorum, okuyorum, geliştiriyorum. Bir de onunla ilgili yazarsam herhalde patlarım. En azından şu anki ruh halim böyle.

Uzun zamandır yaşadığım bir takım problemler var. Problemler dediysem çözülemeyecek cinsten değil. Hatta çözülse belki ferahlık da getirecek problemler bunlar. Ailesel bir sorun yok, şükür. İş, çalışma ve sağlık sorunları.

Uzun zamandır çok yoğun tempoda, düzensiz, tertipsiz çalışıyorum. Yoğun tempoda dediysem haftada 7 gün, günde 15 saat filan. Şu son 2 haftadır biraz sıkıntılıydım. Çalışamıyordum. Ondan dolayı tempoyu biraz düşürdüm. Yine de home office çalışıyor olmanın ve iş yapmasam bile evde olmanın verdiği “iş” psikolojisi beni rahatsız ediyor.

Bu problemi çözmek için atolye tutmayı düşündüm ama çalışırken dalıp gittiğim için atolyede yatar kalkarım, eve pek gelemem diye hatun sıcak bakmadı. Tamam, izin vermedi. Öyle olunca kaldı. Yine tutacağım, hala aklımda ama bir şeyin gerçekleşmesini bekliyorum. Şubat’ta olur veya olmazsa bir şekilde yazarım zaten. Dua edin olsun. O zaman atolyenin adresini yazarım, çay içmeye gelirsiniz.

Öte yandan atölye tutmanın da benim çalışma tarzımdan kaynaklanan problemlerimi çözeceğini düşünmüyorum. Benim sosyalleşmeye ihtiyacım var. Çok sosyal bir insan olmama rağmen son bir kaç yıldır iyice eve kapanan, haftada bir evden çıkan bir adam haline geldim. Bu da beni çok sarstı. Eskiden günde en az 2-3 insanla tanışmadan eve gitmezdim.

Markete, toplantıya gittiğimde yolda insanların hareketleri garip geliyor, kendimi insanları izlerken yakalıyorum. Yabanileşiyorum galiba. Sosyalleşebileceğim, esnek çalışma saatleri olan bir gönüllülük hizmeti bulsam iyi olacak. Üniversitede bile Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda, Sosyal Sorumluluk Kulübü’nde proje yapıyorduk, gönüllülük hizmetimiz oluyordu. Şimdi ne hale geldim.

Bir de yapacağım işin kimseye bir şey öğretmek, anlatmak olmadığı bir iş olmasını istiyorum. Düşünme gerektirmeyen, otomatize hareketler yapacağım, arada laflayabileceğim, işin kafamda oluşturduğu bilmeceleri unutabileceğim bir iş olabilir.

Zaten yaptığım iş sorun çözme, sistem tasarlama, tekrar sorun çözme, tekrar tasarlama, deneme, düzeltme, farklılaştırma vs. aşamaları olan bir iş. İşi masada bıraksam bile şimdiye kadar hiç masada kaldığı olmadı. Kafam hep işle meşgul, yatarken bile o problemi nasıl çözerim diye düşünüyorum. Galiba tatil yapmam lazım. Bunu yazarken bile başım ağrıdı.

Yattığım zaman (sabah 6-7) uyuyamama, sürekli iç geçirme, iç daralması, aldığın nefesi dolu dolu alamama, dudağını kemirme, tırnağın kenarındaki derileri ısırarak koparma, parmakların kenarlarını kemirme gibi semptomları olan bir rahatsızlık yaşıyorum. Muhtemelen depresyondur. Nikotin yoksunluğu da olabilir. Depresyonun ticari tıbbın enjekte ettiği kadar vahim bir arıza olmadığını düşünüyorum. Tabii ki mühim ama toplumda “ay depresyondayım intihar ediciim” tutumunu hakedecek kadar değil.

Zaten spor da yapamıyorum, çoğunlukla evden de çıkmıyorum. Haftada bir toplantılar için dışarı çıkıyorum, tüm toplantıları, işi gücü bir güne yığıyorum. O gün gece 1-2 gibi eve geliyorum. Spor yapamama depresyonu tetikliyor bildiğim kadarıyla. Askerde çılgın gibi spor yapıyordum, her gün ağırlık çalışıyordum, günde 5-8 km arası koşuyordum. Hayatımda ilk defa uyandığımda istemsiz bir şekilde ıslık çalarak güne başladım o dönem.

Bir kaç ay önce kulağımda çınlama başladı. Kesintisiz bir çınlama. Bazen 15-20 bazen 10 saat sürüyordu ama ne zaman sessizliğe girsem çınlamayı duyuyordum. Bir süre sonra çok rahatsızlık vermeye başladı. Ben de nörolojiye gittim. MR istendi. MR sonucunu doktora göstermeye gittiğimde izne çıktığını öğrendim. MR sonucu elimde, biri sinüzit olmak üzere 2 tane bulgu var ama diğeri de ciddi bir şey değil, herkeste olabilir diyorlar. Korkacak bir şey yok yani.

Kulak burun boğaz uzmanına gittim. Kulağa kameralı skopla girdi, fiziksel yapıda bir sorun olmadığını, canavar gibi olduğunu söyledi. İşitme testi yapalım dedi. Odyo dedikleri işitme testi odasına girdiğim anda kulak çınlaması başladı çünkü orası ses geçirmiyor. Demek ki sürekli bir çınlama var ve dış sesler bastırıyor diye düşünüyorum. Neyse sonucu aldık. Sol kulaktan şikayetle gitmeme rağmen, sağ kulakta problem var görünüyor.

Odyo testine tekrar girmeyi düşünüyorum. Öyle ciddi bir problem yok.  İşitme testi kulaklığa verilen sesleri duyduğunda elindeki butona basma esasına dayanan bir test. Bazı sesleri duyduğum halde o düğmeye basmamıştım çünkü onun ses mi çınlama mı olduğunu ayırt edememiştim. Ayırt edemediysem demek ki problem var yaklaşımıyla birlikte, problem sayılacak derecede problem olsaydı o sesi farketmezdin yaklaşımı da dikkate alınabilir. Ben en iyisi tekrar gireyim o teste.

Askerde ağırlık çalışmıştım. Bazı günler ısınmadan, bir halt varmış gibi çok ağır ve yoğun çalışıyordum. O zamandan kalan bir kaç arızam var. Mesela sırtımda kodunu bilmediğim omurların birinde ağrı var. Son bir kaç aya kadar problem çıkarmıyordu ama oturmaktan olsa gerek iyice arıza çıkarmaya başlamıştı. Onu daha göstermedim. Bir ara kollarımın uyuşmasına filan sebep oluyordu.

O arızalar biri de dizlerimdeki sakatlık. Askerden dönünce FTR’ciye, ondan bir kaç ay sonra Ortopediste gösterdim, ikisi de problem olmadığını söyledi. Hatta FTR’ci MR da çektirmişti, sıvı toplanması var demişti, herkeste olabilir, problem değil demişti.

İyice rahatsız olunca ortopediste gittim problem yok dedi. Ulan yanıyor, ağrıyor, bazen bükemiyorum işte problem var demek bu diyorum, bir şey yok diyor. Ağzına elimin tersiyle vuramadım ya la! Eğer bir organ varlığını hissettiriyorsa onda bir problem var demektir değil mi? Neyse başka bir ortopediste gittim. Muayene etti. O da bir şey yok dedi. “Lan oğlum manyak mısınız size naz yapmaya mı geliyorum ben buraya?” benzeri bir şey söyledim. İyi tamam MR çektirelim de milyonda bir de olsa bir şey çıkarsa bana patlamasın dedi.

Neyse çektirdim 2. dereceden Menisküs arızası çıktı. Neyse sonucu götürdüm, önemli değil egzersiz yap geçer dedi. Buna inandım ama. Yani en azından bir şey yok demedi, problemim olduğunu kabul etti (MR sen nelere kadirsin). 2. derece çok önemli değil 3 ve 4’te ameliyat yapıyoruz dedi. Yani diyor ki ameliyatlık olunca gel, seninki daha tam ameliyatlık değil. Bunu diyen bir şeyin yok ama ne olur ne olmaz MR çektirelim diyen doktor. Başka bir doktora daha göstereceğim bakalım, o ne diyecek. Biraz egzersiz yapayım da sonra gideyim.

Bu arada ağzımın içinde minik yaralar çıktı. 2 alakasız dişim bir anda apse yaptı ki biri hala şiş ve dilime takılıyor. Bugün doktora gidecektim, unuttum.

Bir de sigarayı bıraktım. 15 gün kadar oldu. 1 aydır Champix diye bir ilaç kullanıyorum. Onun çok sık görülen yan etkisi uyku bozukluğu, iştah artışı filan. Sık görülen yan etkilerinden biri de depresyon. Belki de yukarıda yazdıklarım bu ilaçtan kaynaklanıyor.

İlaca başlayınca korkunç bir iştah artışı oldu, zaten son 2-3 aydır kendimi yemeğe vermiştim. Evde durunca sürekli bir şeyler yiyor insan. Sağolsun hatun da çok lezzetli yemekler yapıyor. İlaçla birlikte yediğim porsiyon 2-3 katına çıktı. İnsanlık tarihimin en yüksek kilosuna tekrar kavuştum; 96. Son anda sağolsun Beste yetişti. Diyete başlattı. Hedef 1 ay içinde 4-5 kilo vermek. Totalde 80-85 arasına inecekmişiz. Ne ara zam geldi bilmiyorum ama kuruyemişin 100 gramı 600 kilokalori olmuş!

Belki üçer dörder gün arayla taslak yazıları olduğu gibi dokunmadan yayınlarım.

Artık birer paragraf da olsa buraya bir şeyler yazmak lazım. İşin zor tarafı görsel vs. bulup düzenlemek, içeriğe uygun video, fotoğraf vs. bulmak… Onlarsız olmuyor, onlar olunca da zaman kaybı oluyor.

Neyse, bu aralar twitterda sık yazmaya başladım, sağ taraftan takip edebilirsiniz. Facebook’ta da arkadaş olarak eklemek yerine takip etme opsiyonunu kullanırsanız sevinirim. Paylaşımlarım zaten hep public.

Reklam ve spam atmadığım mail listeme üye olmak için 10 saniyede aşağıdaki formu doldurabilirsiniz:

* indicates required



14 Responses

  1. Emrah 2013/01/15, 03:02

    Geçmiş olsun Ahmet Bey.Pek iyi başlamamış ama (sigarayı bırakma olayı hariç) yeni yılda inşallah bütün sıkıntılarınıza çözüm bulursunuz.

    Cevapla
  2. esat 2013/01/15, 10:08

    Öncelikle geçmiş olsun,
    askere gitmeden önce bende haftada bir yahut iki kez dışarı çıkan, tüm gününü pc başında geçiren biriydim ve bahsettiğiniz ağrıların bir çoğunu yaşadım.
    Size nacizane tavsiyem, biran önce bir işyeri tutun kendinize, evinize yürüme mesafesinde olsun en azından günde iki kez yürüyüş yapmış olursunuz 🙂

    Cevapla
    • Ahmet Alpat 2013/01/16, 03:01

      Sağlıklı, ortopedik bir ayakkabı bulayım her gün 2-3 km yürüyeceğim inşallah. Bisiklet mi alsam acaba? Dizimi kötü yapar ama o.

      Cevapla
  3. serdar güven 2013/01/15, 10:09

    Merhaba Sevgili Ahmet, nerede hareket orada sağlık ve bereket… 🙂 Dilerim kendini evden dışarı atmayı arttırırsın. Güzel paylaşımların için tebrik ve teşekkür ederim, kendini ve durumları harika ifade ediyorsun. Çingenelerin bir atasözü ile seni selamlıyorum: “Evde kalan ölür.” Görüşmek dileğiyle…Sevgi ve selamlar… 🙂

    Cevapla
  4. Kaan CEYHAN 2013/01/15, 10:34

    Yazıyı okudukça tek ihtiyaç duyduğunun düzenli spor olduğunu ve bunu senin de fark ettiğini anladım. ilerledikçe resmen bağırıyorsun, spor yapmaya ihtiyacım var ve birisinin beni de spor için dürtüklemesi lazım diye. buralarda olsan ben dürtüklerdim sabahın 6’sında koşmak için. spor şart. özellikle yoğun ve stresli çalışmada daha da şart. spor yap bişeyciğin kalmaz.

    Cevapla
  5. Gökhan Beken 2014/03/04, 14:42

    Bu kısımdaki özellikler beni tarif ediyor. Yaşam şeklinize bakınca benim ki ile örtüşüyor. Demekki bu stilde yaşamanın sonucu böyle oluyor:
    “Yattığım zaman (sabah 6-7) uyuyamama, dudağını kemirme, tırnağın kenarındaki derileri ısırarak koparma, parmakların kenarlarını kemirme gibi semptomları olan bir rahatsızlık yaşıyorum.”

    Cevapla

Leave a Reply to Kaan CEYHAN

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>