TÜBİTAK Desteği ve Biraz Tecrube

Posted by & filed under Girişimcilik, Mühendislik.

Bir kaç gün önce TÜBİTAK Arge Projemizi Kabul Etti başlıklı bir yazı yazmıştım. Hızımı alamamışım, önceki girişimlerimle ilgili de bir şeyler yazmışım. Sonradan bayağı uzattığımı farkettim. İkiye böleyim dedim. Bu o yazının devamı. Bir sonraki yazım “Acaip bir projem var ama para yok abi, öğrenciyiz sonuçta” başlığıyla yazacağım.

Önceki yazıdan devamla;

1,5-2 sene önce KOSGEB’in “Yeni Girişimci Eğitimi” vardı. 10 hafta kadar süren bu eğitime katılıp sertifika almaya hak kazananlara 30.000 TL hibe veriyorlardı. Hala da veriyorlar. O hakkımı daha kullanmadım. Neyse, bu eğitime katılmak için bir fikir sahibi olmak gerekmiyordu. Eğitim esnasında veya sonrasında bir fikir bulup bunu yazdıktan sonra onaylanırsa desteği alabiliyordun. Ben de aklımda bir iş fikriyle katıldım. Yazdık ettik, bir şeyler çıkar gibi oldu ama finansal hesaplarını, gelir gider tablosunu, RoI(Return of Investment) noktasını filan çıkarmamıştım. Sadece “ne kadar da güzel olmaz mı ehehe” şeklinde pazarlama, operasyon planını ve maliyetini çıkarmıştım. Hatta Büyük Beşiktaş Çarşısı’nda dükkan filan bile baktım. İş fikrine bildiğin aşık olmuştum.

Sonra işe 2 arkadaşım daha dahil oldu. Birisi Amerika’dan cihazı alacak ve bize finansal destek verecek; diğer arkadaşla ben de operasyonel işleri yapacaktık. Oturalım bir gelir gider tablosu, tahmini satış rakamları çıkaralım dedik. Oturduk, çıkardık. Moda’daydık. Nargile içiyorduk. Her şey çok güzeldi ve güzel olacaktı. Rakamlar çok iyiydi.

Üzerine uyuyalım, biraz vakit geçsin, bakalım ne olacak dedik. Bekledikçe bana rakamlar abartı gelmeye başladı. Kafa iyice açılınca rakamları uçurduğumuzu farkettik. O işi yapmadık. Sonradan konuyla ilgili başka şeyler de öğrendik.

Bugün işi yeni kurulan firmalara danışmanlık olan biriyle konuşurken bir olayı anlattı. Bir arkadaş gelmiş. Metrobüslerin daha efektif ve verimli şekilde nasıl kullanılabileceğine dair bir projesi olduğunu anlatmış. Güzel, demişler. Şimdi metrobüste hangi sistem kullanılıyor diye sormuşlar, bilmiyormuş. Peki IETT ile görüştün mü, sistemleri nedir, ihtiyaçları var mı diye sormuşlar, onu da bilmiyormuş çünkü görüşmemiş.

Bir çoğumuz böyle yapıyoruz. Ben de çok yaptım böyle. Fikrimizi çok seviyoruz. Ona aşık oluyoruz. Fikir olunca her şey bitmiş sanıyoruz. Çalınır diye anlatmıyoruz bile. Test etmeye, prototiplemeye zaten korkuyoruz. Açık bir kafayla bir bilene sormak zaten Allah’a emanet.

Geçenlerde Marmara Üniversitesinden birileri, bir yere yapmak istedikleri bir proje olduğunu ama elektronik donanımlarını ve gömülü yazılımlarını yapacak birilerini aradıklarını ifade eden ilan gibi bir şey bırakmışlar. İletişime geçtim. Gizlilik sözleşmesi imzalamadan anlatmayız diyorlar. Fikirlerini nasıl görüyorlarsa artık. Halbuki söyleseler, belki de bir yığın çeşidi, benzeri olduğu ortaya çıkacak.

KOSGEB’den destek almak istediklerini filan da söylediler ama sorduğum bir kaç soruya verdikleri cevaplar KOSGEB destekleriyle ilgili hiç bir şey bilmediklerini, zannettikleri şeyin “ellerine 200 bin TL para tutuşturulup hadi yapın” olduğunu farkettim. O kadar güvendikleri projeyi gerçekleştirmek için alacakları desteğin uygulama esaslarını bile okumamışlardı. Projeye dair literatür taramasını, metod incelemesini, patent araştırmasını yapmış olmaları ise zaten imkansızdı.

Girişimciyseniz iş fikrinizi anlatmak çok faydalı olacaktır. Çünkü fikrim var diyenin önce fikrini yerin dibine sokmak bizde adettir. Tutmaz o, yapan çıkmıştır onu, bir sen mi akıllısın gibi söylemler projenize uygulanan şuursuz şiddettir ve faydalı değildir. Bu yaklaşımı, fikrin neyi iyi değil, neden olmaz gibi sorular sorarak faydaya dönüştürebilirsiniz.

Projenizi anlatmamanızı tavsiye ettiğim tek bir yer, zaman, şahıs ilişkisi var. İş fikrinizin bulunduğu alanda çalışan birine anlatmayın, rakibinize anlatmayın, yapabilecek teknik kapasitesi, zamanı ve parası olana da anlatmayın. Bunlara ayrı ayrı sahip olanlara anlatmanızda bir sakınca yok ama “teknik kapasite, zaman ve para” sahibi olanlara anlatmayın. Teknik kapasitesi var, parası ve zamanı yoksa anlatın, o adam yapamaz. Parası olan ama zamanı ve teknik kapasitesi olmayan kişiye biraz şüpheli yaklaşın. İşi beğenirse teknik kapasite kiralayabilir. Hele ki aynı sektördense ağzınızı bile açmayın.  Zamanı olan ama parası ve teknik kapasitesi olmayan adama anlatın, hatta para karşılığında sizin için araştırma yapmasını isteyin.

Sonraki yazım “süper bir projesi olup parası olmayanlar” hakkında olacak.

Not: Ömer Koman, arduinoturkiye.com ‘da kendine has üslubuyla “Sıfırdan Başlamak” başlıklı bir yazı yazdı. Onu bir okuyun isterseniz. Sonra 3-4 hafta önce yazdığım “Mühendislik Öğrencilerin Şuursuzluğu Üzerine” yazısını okumadıysanız bir göz gezdirmenizi öneririm.

Not 2: Sitenin sağ üst köşesinde mail listesi var. Oraya mailinizi bırakabilirsiniz. Spam yapmayacağım, etkinlik haberleri ve iş fırsatlarını göndereceğim. Onay maili spama düşüyor. Onu spam değil olarak işaretlemeyi unutmayın.

Not 3: Mail listten aşağı doğru inince Twitter ve Facebook hesaplarımı da görebilirsiniz.

Reklam ve spam atmadığım mail listeme üye olmak için 10 saniyede aşağıdaki formu doldurabilirsiniz:

* indicates required



Not 4: Görsel çok sevdiğimiz adafruit’ten alınma.  

Tags: , , , ,

One Response

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>